Bir süredir hukuki.net sayfalarının altında önleyici, dava ve içtihat hukuku şeklinde açıklamalar olduğunu belki de farketmişsinizdir.
Bazen biribirileri ile içiçe geçen ve bazen de birbirleriyle çelişen bu üç kavram hakkında kısa bilgiler vermeye, ardından hukuk sitelerinin bu yöndeki fonksiyonlarını anlatmaya ve ardından da bazı eleştirilerde bulunmaya çalışacağız. Ancak öncelikle bu üç kavramın hukuk dalları olmadığını belirtmek gerekiyor. Bu kavramlar hukuk terminolojisinde sıkça kullanılmaya başlanan kavramlar.
Önleyici hukuk nedir, neyi amaçlar?
Önleyici hukuk, herşeyden önce hukuki ihtilafların doğmasını önlemeyi amaçlayan ve tüm dünyada son derece önem verilen bir hukuk hareketidir. Bununla; Kişiler, firmalar veya devletler arasındaki sorunların, çekişme (niza) doğmadan önce halledilmesi ve taraflar arasındaki bireysel, ticari veya uluslararası ilişkilerin zedelenmeksizin devamı amaçlanır.
Özellikle yabancı hukuklarda son derece deÄŸer verilen “önleyici hukuk” kavramı aslında aynı zamanda mahkemelerin veya yargı yerlerinin iÅŸ yükünü hafifletmek amacını da taşır. Pratik olarak bir sene sonra kazanılacak bir davanın maddi deÄŸeri olsa da, karşı tarafı amiyane tabiriyle küstürmüş bir tarafın artık o kiÅŸi veya ÅŸirketle iÅŸ yapması, iliÅŸkiye girmesi genellikle söz konusu bile olamaz. Bu açıdan davayı kazansa da karşı tarafı kaybetmiÅŸtir. Günümüz koÅŸullarında iÅŸin veya hukuki iliÅŸkinin devamlılığının bir kerelik davaları kazanmaktan çok daha önemli olduÄŸunun düşünen kiÅŸi, kurum veya firmalar bu tip ihtilafları asgariye indirmek, uyuÅŸmazlık ortaya çıksa dahi bunlara dair çözüm yolları bulmak için hukuk müşavirleri ve avukatlar ile çalışmaktadırlar.
Önleyici hukukun ÅŸu an Türkiye’de de çok sık konuÅŸulan yüzü; uzlaÅŸmacılık, arabuluculuk ve tahkim olup, bunlardan arabuluculuk hukukumuzda son derece yenidir. Ancak konu genel olarak önleyici hukuk olduÄŸundan arabuluculuk ve tahkim konuları bu noktada derinleÅŸtirilmeyecektir.
Önleyici hukukun bu denli yararlarını özetledikten sonra bunu icra edecek avukatlar ve hukuk siteleri açısından konuya kısaca bakalım;
Günün modası açık bilgi toplumu kavramı ve şefafflık ilkeleri gereğince vatandaşlar artık hukuk hakkında az veya çok bilgi sahibidirler. Bunda gelişen iletişim ve bilgi teknolojileri ile internetin payı olduğu gerçeği son derece açıktır.
Peki bu önleyici hukuku kim bilir, kim uygular sorusuna yanıt; Avukatlar … demek hiç de iddialı bir açıklama olmaz. Çünkü Yargıç karar mercii, Savcı ise iddia merciidir. UyuÅŸmazlıkları sulh ile çözme yolu her zaman baki olsa da bir hakim tarafların anlaÅŸmasını önermekten baÅŸka bir fonksiyon üstlenemez. Çünkü görevi kanunular çerçevesinde nizayı gidermektir. Savcı veya hakim uzlaÅŸma tavsiyesinde bulunabilse dahi artık iÅŸ Yargıya intikal etmiÅŸ, nizalı hale gelmiÅŸtir. Oysa çekiÅŸme doÄŸmadan veya doÄŸduktan kısa bir süre sonra müdahale ÅŸansı avukatlar tarafından görülüp, sezilebilir ve taraflar bu ÅŸekilde henüz yargıya baÅŸvurmadan uyuÅŸmazlıklarına çözüm yolları bulabilirler. Modern hukukun yeni eÄŸilimi de budur ki aslında “En kötü sulh bile, en iyi davadan evladır” sözümüz bunu son derece pekiÅŸtirmektedir. İşte bu önemli kavramın koruyucusu ve uygulayıcısı olan avukatlara ihtiyaç artmış, kiÅŸi, kurum veya devletler ihtilafın sonunun nereye gidebileceÄŸini öngören hukukçularla çalışmaya baÅŸlamış, böylelikle kısmen zarar etseler dahi genel olarak bireysel veya ticari iliÅŸkilerini korumayı hedefleyerek büyümeyi ve güçlenmeyi amaçlamışlardır. En azından büyük ve köklü olmak isteyenler bu ÅŸekilde avukata ve onun önereceÄŸi önleyici hukuka sığınmışlardır.
Önleyici hukukta, Hukuk sitelerinin rolü nedir?
Çağımızda interneti yadsıyamayacağımıza göre hiç bir genel hukuk sitesini ayırmadan ÅŸunu söyleyebiliriz ki, tüm hukuk siteleri önleyici hukukun birer parçası ve hatta öncüsüdür. Amacı KiÅŸi adını yüceltmek deÄŸil, genel kamu yararı, meslekin yüceltilmesi, öneminin kavranması, mesleki dayanışma ve netice olarak kiÅŸilere öz hukuki bilgiler vermeyi amaçlayan bu siteler, hukukun geliÅŸmesine, çekiÅŸmenin doÄŸmadan halli konularında yararlı olurlar. TeÅŸhis ve tedavide bulunmaz, olası rahatsızlıklar ve çözüm alternatiflerini belirtir, bu ÅŸekilde biraz aÅŸağıda açıklanan; “olan hukukun”, “olması gereken hukuka” doÄŸru yolculuÄŸunda öncülük ederler. Bu açıdan bakıldığında bir kiÅŸi veya firma “önceden avukatım olsaydı veya önceden avukatlarıma danışabilseydim bu ihtilafa düşmezdik” diyebiliyorsa bu önleyici hukuka ihtiyacı gösteren en önemli olgudur.
Dava hukuku nedir, amacı nedir?
Aslında ingilizce karşılığı olarak case law olan hukukun ayrıntısına burada pek değinmeyeceğiz. Konumuz daha çok dava avukatı veya dava hukukçusu ve hukukçunun uzlaşmazlıklar üzerindeki etkisidir. Bir hukukçu önüne uyuşmazlık geldiğinde ve bunun dava yoluyla çözümlenmesi yolu seçildiğinde artık tek yol muhakemedir. Hukukçu artık mesleki bilgi ve nosyonu ile davasını veya savunmasını hazırlar, kanunlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde hukuki işlemlerde bulunur. Bu aşamada da uzlaşma imkanı olsa da pek kullanılmadığından konu davanın takibi ve neticenin olumlu alınabilmesidir. Olumlu netice almak için birşeylere ihtiyaç vardır. Bu bilgi, dolayısıyle hukuki bilgidir. Hukuki bilgi mevzuat bilmek, içtihat hukukunu bilmek, doktrinsel bilgiyi bilmek ve bunlardan daha önemlisi dava hukukunu bilmesidir. Bu açıdan dava hukuku aynı zamanda usul hukukudur demek mümkün değildir. Çünkü usül ile taktik çok farklı şeylerdir. Hukukçu hukuk usulünü bilebilir ama bir davada ne zaman neyi yapması gerektiğini de bilmesi gereklidir. En basit örneği; tanık listesinin ne zaman verileceği konusu usuli bir bilgi olsa da, karşı tarafın tanıklarının kimler olduğu tebliğ edildikten veya öğrenildikten sonra tanık listesi hazırlamak artık taktiksel bir bilgidir. İşte biz buna basitçe ve özetle dava hukuku diyor, bunun mevzuat-içtihat bilmekten daha öte bir kavram olduğunu tekrar vurguluyoruz.
İçtihat hukuku nedir, ne anlama gelir?
Yargısal içtihatlar, emsal yargı yerlerince oluşturulmuş kararların aynı yöne bakanlarıdır. Diğer bir ifadeyle yargı bütünlüğü kavramını da tamamlayan, yerel veya yüksek mahkemelerin vermiş oldukları aynı yöndeki kararlar bütünüdür.
Tüm hukukçular hatırlar ki Hukuk fakültesi eÄŸitimi esnasında önce doktrin yani konu hakkında uzman bilim adamlarının görüşleri, sonra da içtihatlar öğretilir. Hatta bunların karşılaÅŸtırması yapılarak , uygulanan hukuk (olan hukuk) ile uygulanması gereken hukuk (olması gereken hukuk) arasındaki farklar da tespit edilir. Hukuk eÄŸitimi aÅŸamasında neredeyse son sınıf sayılan içtihatlar ise dava hukukçusu olunduÄŸunda neredeyse en ön plana çıkarılır. Çünkü artık öğrenci avukat olmuÅŸ veya hakim-savcı olmuÅŸtur. Artık doktrin ona uzaktır. Onun asıl gıdası “içtihatlar“dır. Amacı en pratik ve kolay yoldan davayı sonuçlandırmaktır. Amaç bu olduktan sonra sürekli içtihata yani emsal mahkeme kararlarına dayanır. Oysa kendisine hukuk fakültesinde öğretilen yol bu deÄŸildir. İşte konuyu bu aÅŸamada içtihat hukukçularına getirmek gerekir. Ancak yukarıda önleyici hukuk ve dava hukuku açıklamasında da belirtildiÄŸi gibi hukukçudan tek beklenen ÅŸey kanun bilmesi, içtihatları hatmetmesi deÄŸildir. Unutulmamalıdır ki kanunlar da içtihatlar da sürekli deÄŸiÅŸmektedir. Gerçekten de bir avukat eÄŸitimini sadece bunlara dayandırdıysa, piyasada bolca satılan içtihat-mevzuat programları bir avukatın yerini pekala doldurabilir demektir ki, dava hukuku aÅŸamasında anlattığımız konuyu bilmeyenler için büyük bir handikap yaratır. Çünkü içtihat avukatı papaÄŸandır. Programlar sayesinde kopyala yapıştır yapar, hukuk nosyonunu kaybetmiÅŸtir. Bu açıdan dinamik deÄŸil, statiktir. GeliÅŸmeleri kaçırır, hukuk mantığını kaybeder. Dava aÅŸamasında usulü bilse de taktiÄŸi bilemez.
İçtihat hukuku bilinmesi gereken, uygulanması gereken, ancak ona sıkı sıkıya bağlanılmaması gereken bir kavramdır. İçtihatı değiştirecek kişi bizzat hukukçulardır. Bir avukatın doktrin yaratması, yargının buna uyması zaman alsa da sonuçta hak ve adalete en uygun çözüm olduğu konusunda içtihatlar çıkması hiç de yabancı konular değildir. Çünkü içtihatı hukukçuklar yaratır, kanunu ise TBMM.
Bu açıklamaların ardından son sözü hukuk sitelerinde her soruya Yargıtay içtihatı ile yanıt veren avukat (veya bütün hukukçulara) yöneltmekte sakınca görmüyorum. Kopyala yapıştır mantığı ile iyi hukukçu olduğunuzu ispat etmeye çalışıyorsanız, bunu yapanın hukuk programları olduğunu en azından biz hukukçular çok iyi biliyoruz. Olan hukuku konuşurken, yani içtihatı eklerken arkasından konu hakkındaki doktrinsel görüşü de belirtebiliyor ve altına da kendi yorum ve görüşünüzü bilimsel dayanakları ile ekleyebiliyorsanız iyi hukukçusunuz. Emitasyon hukuk değil, insan ürünü hukuku yaratmak öncelikli görevimizdir. İşte bu yolla önleyici hukuka ve hukukçuya saygı artar. Yoksa bir arama butonun ucunda yaptığınız hukukun kısa vadeli mesleki kaygılarınızı gidermekten başka işe yaramayacağı ortadadır.
Tags: arabuluculuk, avukat, avukatlar, bilim adamları, bilimsel, danıştay, dava hukuku, doktrin, emitasyon, hakim, hukuk programları, hukuk siteleri, hukukçu, içtihat hukuku, kanun, kararlar, mevzuat, önleyici hukuk, Savcı, tahkim, uzlaşma, yargı, yargıtay, yasa

Son Yorumlar