Binlerce yıllık geçmişi olan avukatlığın günümüze kadar uzanan süreci içinde değişik tanımlar yapılmıştır.
Disiplininin sertliÄŸi ile ün kazanmış ve her söylevini “Kartaca ortadan kaldırılmalıdır” tümcesi ile bitiren Caton avukatı, “KonuÅŸmasını, inandırmasını bilen namuslu adam” olarak tanımlamıştır.
Rönesansta avukat, “yumuÅŸak, sakin, Tanrıdan korkan, hakikatı ve adaleti seven” kiÅŸi olarak tanımlandı.
Fransız Akademik Lugat’ı Avukatı, “adalet huzurunda davaların müdafaasını kendisine meslek olarak edinen kiÅŸi” olarak tanımlamaktadır.
Lande, avukatı “kaba gücün yerine merhameti, adaleti, hakkaniyeti koyan, insanoÄŸluna diÄŸerlerinin hakkına, mülkiyetine, hürriyetine saygıyı, vicdan, ifade ve toplanma özgürlüğünü öğreten, yoksulun, mazlumun dul ve yetimin savunucusu” olarak tanımlamaktadır.
1924 tarihli 460 sayılı Muhamat Yasası, 1. maddesinde avukatı “Bilimum hukuki meselelerde baÅŸvuranlara sözlü ve yazılı görüş bildiren, dilekçe veren, her nevi evrakı düzenleyip mahkemelerele hakemler ve tüm daire ve meclisler huzurunda gerçek ve tüzel kiÅŸilere ait hukuku vekaleten takip ve dava ve savunmayı meslek edinenler” olarak tanımlamıştır.
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için Giriş yapmış olmanız gerekmektedir.

Son Yorumlar